İNSANIN DÜŞÜNCE MERKEZLERİ
İNSANIN DÜŞÜNCE MERKEZLERİ
İnsanın asıl düşünce merkezi yüreğidir. Akıl daha çok tasarlama, hayalleme, uygulama merkezidir. Yürekte tarafsızlık ve asıl,çıplak gerçeklere uymak gibi bir denetleme özelliği varken akılda kendi başına böyle bin denetleme özelliği yoktur. Yürek aynı zamanda aklı da çıplak gerçeklere uyup uymadığı noktasında denetler.
Kişinin kendisini insan olarak inşasının doğası şudur: Evrende bir olayla karşılaşılır. Akıl yürekteki çıplak gerçeğe uygun olarak yani öze uygun olarak o eylemi insanda somutlaştırır, eylemselleştirir. Böylece insan olmayı eylemselleştirmenin bir boyutu insanın kişilik-benlik olarak adlandırılan yapısının bir parçası olur. Yaşanılan-karşılaşılan tüm olaylarda bu şekilde işlenen olaylarla örülmüş olan benlik sağlıklı bir benliktir.
Diğer taraftan tek düşünce merkezinin akıl olarak işlediği bir insanın “ben”i sağlıklı bir şekilde oluşturması neredeyse imkansızdır. Akıl insanın fiziksel ve metafiziksel varlığına evrende rahat bir ortam sağlamayı amaç edinmiştir. Eğer yüreğin denetiminden kendini koparmışsa amacına ulaşmak için önüne çıkacak her durumu fiziksel ve metafiziksel rahatına ulaşmak için bencil bir şekilde insan olma evrenine aykırı olabilecek şekilde işleyerek somutlaştırabilecektir. Bu, hem kendi insan olma dengesini bozmak hem de insan olma evreninden dışarı çıkmayı getirecektir.
İnsanda bilinçaltı olarak adlandırılan durum şudur: Bir insan bir durumla karşılaştığında onu yüreksel gerçeğe göre işlemeden, aklın gereğine göre işlerse ve bu yüreğin özüne ters ise ve bu “ben”in parçası olarak eklenmişse o benlik insan doğasına aykırı parçadan dolayı sıkıntı çeker. Çünkü o insan insan olma evreninin döngüsü dışındadır, asıl varlığına uygun olmayan bir parçayı kendisine dahil etmiştir. Bu tıpkı bir dikenin vüçuda batması sonucunda o dikenin vücudun parçası olmamasından kaynaklı olarak vücudun onu reaksiyon göstererek irin ve rahatsızlık tepkisi vermesi gibidir. Yani yüreğe uygun olmayanbir durum “ben”in eylemsel parçası yapıldığında insan olma vücudu bilinçaltı irini oluşturur ve ruhu rahatsız kılar. Eğer insan olma vücuduna batan dikenlerin sayısı çok fazla ise o vücut yani benlik kolay kolay iyileşemez ve sıkıntı içinde kalır. Bazen de ileri boyuttaysa insan olma vücudunu tamamıyla öldürür.
Nasıl ki insan olma vücudu bilinçaltı rahatsızlığı gibi bir tepki veriyorsa akıl da yaptığı şeyin uygunluğunu fiziksel-metafiziksel varlığın iyiliği için yaptığını bilinçaltını bastırmaya çalışarak tepki olarak yapacaktır. Ancak insan özündeki bilgi ve insan olma isteğini hiçbir zaman alt edemeyecektir. Eğer akıl, yürek önüne aşılması zor engeller koyarsa yüreğin sesini bastırmak için konulan her engel bir öncekinden daha güçlü olmak zorundadır. Bu da insan olma evreninin daha da çok dışına savrulmak demektir.
22.11.2009
Marğuşş Vezir Savrum









